Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

eMreblog

Yazılar

Büyümüşte küçülmüş :D

Onlar aslında bizen akıllı :) peki ya konuşamadıkları söyleyemedikleri düşünceleri İşte şimdi onları okuyoruz hep bereber (:




































Bilimin çözemediği 10 olgu

 Herşeyi artık bilimden beklememiz gerekmediği düşüncesi içten içe hayatımıza girdi artık onlarında herşeyin çözümünü bulamadığı kesin onlarında yapamadığı açık Bir nevi "artık her şeyi devletten beklememek" lazım :) haberimizi okuyoruz...

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve güzel gezegenimiz Dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için ‘sır’ olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan ‘10 Gizemli Olgu’nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO’lara, psişik güçlerden ‘déjà vu’ duygusuna kadar tartışılan ve açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor.





1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI
Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu ‘yalancı’ ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.



2 - HAYALETLER
“Ölü insanlar görüyorum” repliğiyle zihnimize kazınan ‘Altıncı His’ filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.



3 - DEJA VU
Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi ‘déjà vu’ hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.



4 - TAOS UĞULTUSU
ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın... Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.



5 - DUYU ÖTESİ ALGI
Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.



6 - ÖNSEZİ
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.



7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını... Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.



8 - UFO’LAR...
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’... Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.



9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872’de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları. Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.



10 - BÜYÜK AYAK
Bu gizem de Amerika’dan... Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.


Not: alıntı TEMPO

ANNESİNİ ÖLDÜREN Kızın İLGİN MEKTUBU!

2 gündür Emine Özdamar'dan (46) haber alamayan ve hayatından endişe eden yeğeni Ayhan Karabüber'in polise başvurmasının ardından ortaya çıkan cinayet sonrası Özdamar'ın kızı S.S. (16) ile 8 arkadaşı gözaltına alınmıştı. Evde içki partisi verdiği iddia edilen S.S. annesini boğarak öldürdüğünü itiraf etmiş, arkadaşları ise S.S'nin kendilerini eve çağırdığını, olaydan haberlerinin olmadığını öne sürmüştü.





Cinayetin işlendiği evi ve cesedin bulunduğu yeri gösteren yeğen Ayhan Karabüber, salondaki koltuğun üzerinde bulunan çatalın normal kullanıldığı takdirde eğilmeyeceğini ifade ederek, "Burada eğlence daha başlamamış. Biraların hepsi içilmemiş. Normal bir insan yarım saatte bir sigara içse bu kadar fazla sigara içemez. Kaşıklar dahi henüz kullanılmamış. S.S ile annesi arasında son 1 haftadır kredi kartlarını fazla kullanması nedeniyle sorun vardı. Arkadaşları da belli başlı kişilerdi. Hepsinin evden çıkmış olması bize topluca işlenmiş bir cinayet olduğunu düşündürüyor. S.S. babasıyla da görüşüyordu. Görüşmelerinde bir problem yoktu. Cinayetin arkasında annesinin emekli maaşının olması ve mal varlığının olması var diye düşünüyorum" dedi.



Karabüber duvarda asılı olan şarkıcı Eminem'in posterlerini göstererek, "Satanist dediler. Eğer S.S. satanistse bu kasetleri satan, bu fotoğrafları çeken herkes satanisttir" şeklinde konuştu.
Emine Özdamar'ın kardeşi Osman Özdamar da, kardeşinin öldürtüldüğünü iddia ederek, "Bu planlanmış bir olay. Çocuk babası tarafından yönlendirilmiş. Bir kişinin yapacağı iş değil. 16 yaşında kız çocuğunun yapacağı şey değil. Komplo daha önceden hazırlanmış ve aynen uygulanmış" diye konuştu.



S.S'nin odasında bulunan bir kağıtta, "Burada çocukça korkularım tarafından bastırılmış olmaktan çok yoruldum. Eğer gitmek zorundaysan hemen gitmeni dilerim. Çünkü varlığın hala buralarda dolanıyor ve beni yalnız bırakmayacak. Bu yaralar iyileşecek gibi gözükmüyor. Bu acı fazla gerçek. Zamanın silemediği çok fazla şey var. Ağladığında tüm gözyaşlarını silerdim. Çığlık attığında tüm korkularınla savaşırdım. Tüm bu yıllar boyunca elini tuttum. Fakat hala bana tamamen sahipsin. Sen beni tınlayan ışığınla büyülerdin. Şimdi geride bıraktığın hayat tarafından bağlandım. Yüzün benim bir zamanlar tatlı olan rüyalarımı ziyaret ediyor. Sesin akıl sağlığımı kovaladı. Bu yaralar iyileşecek gibi görünmüyor. Bu acı fazla gerçek. Zamanın silemediği çok fazla şey var. Kendime, gittiğini söylemek için çok uğraştım. Ama hala benimle olmana rağmen baştan beri yalnızım" sözleri yazılıydı.
-alıntıdır-

OKUMADAN İNTİHAR ETMEYİN!

En acı çektirmeyen yöntemi bulun ona göre davranın.buyrun değişik yöntemler...

Kendini yakma ;
Kendini yakarak öldürmek, genelde bir hükümete ya da bir rejime tepki amaçlı yapılır. Bu süreç birkaç dakikadan birkaç güne kadar uzayabilir, oldukça acı dolu bir yöntemdir. Eğer birey kendini diğer insanların da bulunduğu bir ortamda yakarsa diğerleri ona yardım etmeye çalışırken kendilerini de yakabilir. Boğulmaya, şoka ve yanıklara bağlı olarak ölüm gerçekleşebilir. Bu intihar yönteminde başarısız olan kişi ömür boyunca yanıklarla yaşayabilir.

Arabayla uçma/çarpma ;
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar. Arabayı başkası sürüyor da intihar etmeyi düşünen kişi ona müdahale ediyorsa yanındakini de öldürebilir. Bazı durumlarda arabayı süren kişi bilerek içinde insan olan başka araca da çarpabilir. Araba kazası ve intihar arasındaki farkı çözmek zor olduğundan yanlış sonuca göre kişi intihar etmemiş kaza yapmış da sayılabilir.

Elektrik akımıyla ölmek ;
Kişinin kendine elektrik şoku vererek öldürmesidir. Yeterli düzeyde voltaj deriyi aşacak ve iç organlara ulaşacaktır. Bu intihar yönteminde genellikle su kullanılır, çünkü su iyi bir iletkendir

Atlamak ;
* Köprüden ya da yüksek bir binanın üstünden atlamak: Çarpmanın etkisiyle deri ve iç organlar parçalanır. Eğer kişi alçak bir köprüden atlıyorsa boğularak ölme ihtimali daha fazladır. Yüksek sayılan bir binanın tepesinden atlamak kesin bir çözüm olarak gözükür, fakat havada bulunan sürede insanın hissedeceği duygular acı verici olabilir.
* Geminin arkasından atlamak: Açık denizlerde gezen gemilerin kıç tarafından atlanması da boğulmalara ve ani vücut sıcaklığını değiştireceğinden ölüme sebebiyet verebilir. Aynı şekilde ön taraftan atlayanın geminin altına girme ihtimali de olduğundan ölmesi mümkündür.
* Bir otomobilin, trenin arkasından ya da önüne atlamak: Hızla ilerleyen bir trenin veya otomobilin önüne ani biçimde atlayan kişiler çarpmanın etkisiyle hayatını kaybedilir. Aynı şekilde hızla ilerleyen bir trenden atlayan kişiler de yere çarpmanın etkisiyle ölme ihtimalleri vardır, fakat genellikle sakat kalmazlar.

Asmak ;
Boyun kırılması veya boğularak ölümle sonuçlanır kurtarılması cok zordur.hatta imkansızdır.çünkü bu tür olaylarda ani müdahale yapılsa bile kurtulma şansı yoktur.

Enjeksiyon;
Uyuşturucu gibi zararlı maddelerin vücuda aşırı dozda iğneyle enjekte edilmesi de çoğu zaman kalp krizine bağlı olarak ölüme yol açar. Kullanılan maddenin kalitesine ve enjekte edilen yere göre bu süre uzayabilir ya da kısalabilir.

Aşırı dozda ilaç almak ;
Uyku haplarının, antidepresanların veya ağrı kesicilerin de fazla oranda alınması insanı öldürebilir. Zamanında müdahale edilirse mide yıkama gibi çeşitli yöntemlerle insan kurtarılabilir fakat iç organlarda kalıcı hasar oluşabilir.

Zehirlemek ;
Zehir kullanarak insan kendini öldürebilir. Yüksek dozda ilaç alımına bağlı ölümle benzerlik gösterir, zehrin etkisi kalitesine ve kullanılacağı kişiye göre değişir. Tarihte liderleri öldürmek için ajanların çok sık kullandığı bu yöntem aynı zamanda iyi bir suikast silahıdır. Tarihte Yıldırım Bayezid`in esir düşünce parmağındaki yüzükte bulunan zehiri içerek intihar ettiği düşünülür.[kaynak belirtilmeli]

Silahla vurmak ;
Bu yöntem insanın bir silahla kendini vurmasıyla gerçekleşir. Silah elde etmenin kolay olduğu ülkelerde daha yaygın bir intihar çeşitidir. Fakat bu yöntemin artması illa ki silahın yaygınlaştığı anlamına gelmemektedir, insanlar bu yöntemi seçmeye eskisine oranla daha fazla eğilim göstermiş olabilirler. Polis ve asker gibi ellerinin altında sürekli silah bulunan meslek gruplarında da bu intihar şekli yaygındır.

Bu yöntemin kesinliği silahın nereye nişan alındığına bağlıdır, eğer alna veya ağızdan beyne doğru nişan alınırsa ölümden kurtulmak olanaksız gibidir (Kurt Cobain,Ernest Hemingway). Kalbe nişan alınması da bir yöntemdir fakat kalbi tam olarak tutturmak sanıldığından zordur. Kurşunun mideye sıkılması ise nispeten yavaş bir ölüm gerçekleştirir. Kalbe ve beyne verilen zarar daha ölümcüldür.

Bu yöntem daha çok erkekler tarafından tercih edilmekte olup beyne nişan alınma oranı fazladır.

Seppuku ;
Seppuku olarak bilinir.Ortaçağ Japonya'sında ritüel intihar yöntemi. Bazı durumlarda modern çağda da görülebilir. Batı ülkelerinde de karnın deşilmesi Seppukuyu andırsa da Seppuku çok daha komplike bir intihar yöntemidir. Seremonik elbiseler giyilir ve kişinin önündeki özel bezlere sarılı bir kılıç yerleştirilir. Seppukuyu yapacak kişi (genellikle bir savaşçıdır) kısa bir ölüm şiiri yazar. Kısa kılıcını (vakizaşi), fan'ı veya tanto (bıçak) alır ve karnına sokar ve soldan sağa doğru keser daha sonra ikinci bir hareket olarak kılıcı yukarı çeker.

Boğazını kesmek;
İnsanın kendi boğazını kesmesi de başka bir intihar yoludur. Bu yöntemde kısa sürede güçlü kan kaybına bağlı olarak insan ölür. Japonya`da asil kadınların kullandığı yaygın bir intihar çeşitidir. Güçlü kesilirse kısa sürede öldürdüğünden kurtarılmak çok zordur ve yüksek oranda kesin sonuç verir.

Bileğini kesmek;
Atar damarlarından birini kesene kadar bileğini kesmek de başka bir intihar çeşididir. Kan kaybına bağlı olarak ölüm gerçekleşir. Çabuk ve kesin bir sonuç vermediğinden, kurtarılma ihtimali fazla olduğundan dolayı gerçekten intihar etmek istemeyen kişilerin kullandığı yöntemlerden biri olarak kabul edilir.

Kesiş sertliğine ve derinliğine bağlı olarak süresi uzayabilir. Kilo, vücuttaki kan oranıa da bağlı olarak saatleri alabilir. Ölmeden kurtarılırsa kan nakli yapılır fakat tendonlar kesildiyse kişi elini kontrol etme kabiliyetini yitirebilir.

Yüksek dozda alkol almak ;
Ergin bir insanın kanındaki alkol oranını %0,5'e çıkararak kendini öldürmesidir.

Ünlüler ilk doğduğunda sizce ne dedi ?

KommiBANU ALKAN: Hazır çıplakken bi film çekseydik

ALİŞAN: Anamıda alıp gidecem lan bırakın

MUSTAFA ÇULCU : top mu kale mi?

TÜMER METİN: Doğuştan fenerliyim sizde şahitsiniz

ORHAN GENCEBAY : Bana kaderimin bir oyunumu bu?

Mustafa Sandal : Onun arabası vaarrr aynısından bende istiyorum

EMRAH :
1- Anam bunu km yaptı sana benim babam kim
2- annem yok benim
3- anne yoldan çıkma taammı
4- dr. amca niye sakalım yok benim

ŞAHİN ÖZER: Nan hemşireee seni meşhur edecem

ŞEBNEM ŞEFER : Valla bakireyim buda raporum

İBRAHİM TATLISES : Ben mağrada doğdum bura nere sokun beni geri

MERİÇ : Ahuuuuu

PELE:top içerde kaldı

NİHAT DOĞAN:delikanlıyım ben

REHA MUHTAR:
1-acı var mı anne??
2-her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa

ERBAKAN:bismilahirrahmanirrahim

ARTO: durun ayol kopartacaksınız bitarafımı (ilerde kopacak zaten)

KAYA ÇİLİNGİROĞLU: üff hemşireye bak bee

SAVAŞ AY:Annemin karnından bildiriyorum..

UĞUR DÜNDAR: Buralar hiç hijyenik değil.

GÜLŞEN: off off rehacım nerdesin

AJDAR: bana naneli çikita muz verin ıngaaaaa

AHMET ÇAKAR: doktor ne vuruyosun? deli misin? bakın delisin demedim deli misin dedim

HÜLYA AVŞAR : doğdum doğalı 5 dk oldu ama şu dünyaya hala benden daha güzel bebek gelmedi

ÇAĞLA ŞIKEL: mamamı yedim beşiğimde bekliyorum

SERAY SEVER:bakın ağlarken hiç detone olmuyorum

LATİF DOĞAN -:beni doğurtan ebe olsan küstüm

MÜSLÜM GÜRSES: biz babadan böyle gördük

NECO:bebeksin diyenler nerde hani

BÜLENT ERSOY:fevkaladenin fevkinde bi doğum oldu

NİL KARAİBRAHİMGİL :tek başıma kendim doğdum. .

BERKSAN :Öpüşelim mi (zavallı hemşire

Süper komik diyaloglar :D

KommikKomik Diyaloglar..

-adam telefondadir
- alo
- alo
- meteoroloji mi
- evet
- allah belanızı versin!
- hoppalaa...n'oluyoruz yav?
- bu ne sıcak kardesim?
- biz sadece olcuyoruz beyefendi
- kac derece simdi?
- 38
- hay allah belanizi versin!

2-ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin önü..

doktor- bugün nurullah arkadaş andımızı okuyacak..
nurullah-türküm!
topluluk- türküm!
n- deliyim!
t- deliyim!
n- çelişkenim!
t-çelişkenim!
n-ali!
t-ali!
n- aliiiii!
t- aliiiiii!
n- aliiieee!!
doktor- şş.. tamam bu kadar yeter..

3-- bakkal amca ölümden sonra hayat war mı?
- yok, tadelle war weriyim mi?
- ver hadi..

4-bir cenaze wardır ve ölenin yakınları mezar başında ağlamaktadırlar. andaval herifin biri gelir ve
-"heeey! ağlamayın artık, veli burda olsaydı böyle üzülmemizi istemezdi" der
ağlayanlardan bi tanesi döner ve:
-"veli kim be?!" diye sorar
a:bu veli kansoyun cenazesi deilmi?
-hayır! bu murat şenışıkın cenazesi!
a:hmm.. valla onu bilemem ama veli olsaydı üzülmemizi istemezdi
-ne diyon ya!?
a:son bişey diyip gitcem. veli daha ölmedi, ben size şaka yaptım.
-lan *ktr git be adam..!

5-- amca, ben sizi cok sevdim
- ne oldu bana baba mı diyeceksin?
- oo hemen dotun kalktı ha

6-buyrun
- merhaba..ben iş başvurusunda bulunmuştum da..biz sizi arariz demiştiniz...
- evet
- aramayinca korktum başiniza bişey geldi sandim.herşey yolunda mi?
- yolunda..yolunda
- oh..oh..yarin gelip başliim o zaman ben
- hah..hah.hah..hasstir

7-kiz isteme merasimi:

kiz babasi: oglumuz ne işle meşgul?
oglan: hiic.. koltugun kenariyla oynuyorum..
kiz babasi: aferin aferin.. kopardin mi orayi?
oglan: asilsam gelicek ama..
kiz babasi: asilmaya devam et evladim.. kiz miz yok sana...

8-- mustafa abi müjde!!! enişten izafiyet teorisini bulmuş!!!
- enişten değil einstein , einstein
- yine de insan gurur duyuyo...

9-kafasına silah dayanmış ter içinde bir adam* telefondadir;

silahlı adam: sakın renk verme, gebertirim!

murat: a..alo...irfan...öhm...murat ben...benim dükkanın kasasındaki bütün parayı alıp buraya getirmeni istiyorum.
irfan*: murat abi! başın mı belada?
murat: öhm...dediğim gibi irfan...
irfan: konuşamıyon heralde. eğer başın beladaysa "çükübik" de ben anlarım.
murat: söylediğimi yap irfan...
irfan: çükübik mi?..
murat: ulan hayvan doğru dürüst bi kelime bulamadın mı?
irfan: bi de "fikibok" var...
murat: her neyse tamam ondan işte!!!
irfan: hangisi? çükübik mi, fikibok mu?
murat: allah bin çeşit belanı versin..

10-bir derslik. kara tahtada "i didn't do that" yazısı var.)
- tekrarlayın ismail bey. ay didınt du det...
- ay dudınt di dört...
- of ismail bey off!.. ingilizce öğrenmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz?!
- ya istemiyorum ya..
- e ne işin var burda?
- çöbü almaya gelmiştim...
- söylesene be adam!!
- ay dodınt de do...
- onu değil be!! neden geldiğini!!!
- çöbü almaya!!!
-defol gözüm seni görmesin..........

Süpper Fıkralar :)Bakmayan çok şey kaçırır!

PASAPORT
Amerika'da zencinin biri, pasaportunu kaybetmiş. Aksilik bu ya, o gün de
Türkiye'ye uçacakmis. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!

Hemen almış yerden,
bir bakmış ki Leanardo Di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun," demiş ve
şansını denemeye karar vermis. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi
fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk Havalimanı'nda görevli
gümrük memuru Temel'in Karşısına
geçmiş.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmış:
"Leonardo Di Caprio"; fotoğrafa bakmış ; bir zenci adama bakmış; aynı
zenci.
Birkaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş: "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı.



SINAV SORUSU
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :

''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
"Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu



İNSAN PSİKOLOJİSİ
Adam barda gördüğü güzel bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve,
- "Biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi. Kız birden haykırdı:
- "Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona yaklaştı. Gülümseyerek,
- "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandiklarını inceliyordum..." dedi...
Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- "Nee? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?"

Komik Diyaloglar Ve Ülkemizde Olan Gerçek Şikayetler..

Şikayet: Buzdolaplarındaki sebzelikler küçük.
Sebep: Yer Güney Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki tüketici toplantısı. Bu isteğin nedeni sorulduğunda alınan cevap ilginç: "Yaz ayları pek sıcak geçiyor. Ayakkabılarımızı içine koyup soğutuyoruz. Sebzelikler büyütülürse daha çok ayakkabıyı içine koyabiliriz."

Şikayet: Klimamın randımanı düşük.
Sebep: Yer Elazığ'ın Maden ilçesi. Şikayette bulunan kişi mağarada oturuyor. Dışarıdan mağaraya elektrik çekmiş. Yetersiz elektrik de klimanın performansını düşürmüş ve mağarada yeterli soğumayı sağlamamış.

Şikayet: Buzdolabının kompresörü bozuk. İyi soğutmuyor.
Sebep: Yer Erzincan. Sıcaktan bunalan evin hanımı raflarını çıkardığı buzdolabının içine minderini koymuş oturuyor. Kapısı uzun süre açık kalan buzdolabının da kompresörü bozulmuş.

Şikayet: Cattle'ım (su ısıtıcım) eridi.
Sebep: Yer İstanbul. Cattle'ın elektrikle çalıştığını bilmeyen müşteri ısıtıcıyı ocağın üzerine koyarak suyu ısıtmayı denemiş. Ocaktaki alev nedeniyle de 'cattle'ın dış yüzeyi erimiş. Aletinin erdiğinden şikayet eden bir başka tüketici de 'el blender'ını tencerenin içinden çıkarmadan yemeği pişirmiş.

Şikayet: Bulaşık makinem çalışmıyor.
Sebep: Yer Antalya. Yaşlı bir tüketici tam 12 kez makinesı için çalışmıyor şikayetinde bulundu. Servis yetkilileri, bu şikayetler üzerine 12 kez eve gitti. Ama makinede hiçbir problem bulunamadı. Bunun üzerine şirket merkezinde olay değerlendirildi. Sonunda anlaşıldı ki yaşlı hanım bulaşık makinesini çalıştırmayı beceremiyormuş. Ve servisin gelip çalıştırması için bozuldu şikayetini kullanıyormuş.

Şikayet: Bulaşık makinemin çıkış borusu tıkandı.
Sebep: Türkiye'nin değişik yerlerinden bu tip şikayetler geldi. Nedeni araştırıldığında ev hanımlarının bir kısmının salça yapmak için domatesleri sıcak suyla bulaşık makinesinde yumuşattığı, kiminin de yıkanması zor bir sebze olan ıspanağı da bulaşık makinesinde yıkadığı ortaya çıktı..

Dünyanın sonu!

Dünyanın sonu yavaş yavaş geliyor arkadaşlar! inanmayan yazıyı okur ve bizimle düşüncelerini de paylaşırsa iyi olur

NASA'nın 'yeryüzünü bekleyen en büyük tehlike' diye nitelediği 20 milyon tonluk göktaşı Apophis, hızla dünyaya yaklaşırken, bilimadamları da olası bir çarpışmayı engellemek için çalışıyor. Adı Yunanca 'yok edici' anlamına gelen, 400 kilometre çapındaki bu göktaşını durdurmak için Armageddon ve Derin Darbe filmlerini anımsatan planlar yapılıyor. Bu planlar arasında göktaşına füze fırlatmak, çekim etkisi yaratarak yörüngeyi değiştirmek ya da nükleer bomba kullanmak var. İngiliz uzay şirketi Astrium göndereceği uyduyla, göktaşı hakkında daha net bilgiler elde edeceklerini açıkladı. Uluslararası Uzay Enstitüsü de en iyi planı yaratan şirkete 50 bin dolar ödül vaat etti. Apophis'in 2029'da dünyaya 36 bin kilometre uzaklıktan geçmesi bekleniyor. Bu mesafe iletişim uydularının yörüngelerinden bile yakın. Ancak göktaşının dünyanın çekiminden etkilenerek yön değiştirmesi ihtimali var. Bu olasılık 45 binde bir olarak hesaplansa da yine de büyük bir risk olduğu belirtiliyor. Göktaşının dünyaya çarpma ihtimalinin en yüksek olduğu gün ise 13 Nisan 2036.

DÜNYAYA EN SON 1908'DE GÖKTAŞI DÜŞTÜ

Ender de olsa dünyaya çarpan göktaşları 65 milyon yıl önce dinazorları yok etmişti. Dünya'ya son olarak 1908'de büyük bir göktaşı çarpmıştı. 2 bin kilometrekarelik bir ormanı küle çeviren göktaşı araziyi de dümdüz etmişti.

Hiroşima'dan 100 bin kat etkili

Apophis dünyaya çarparsa oluşacak felaket senaryosu şöyle: Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 bin kat fazla zarar verecek, dev bir krater oluşturacak, tarım alanları zarar görecek, denize düşerse oluşacak tsunami kıyılarda çok büyük yıkım yaratacak, oluşan toz bulutları bir yıl boyunca güneş ışınlarını engelleyecek.

KİŞİLİK TESTİ %100 doğru!

Baın çok ilginç bir şeye rastladım! başlıyorum anlatmaya. Bir ormanın içinde yürüyorsunuz... çok açsınız!! ve kulübeden içeri giriyosunuz karşınıza 5 çeşit meyve çıkıyor bunlar;

Elma

Portakal

Şeftali

Muz

Çilek

Hangisini seçerdiniz Seçtiğiniz Meyve sizin kişiliğini belirleyecek! yavaş yavaş aşağıya ilerleyin

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

VVV
VVV
VVV

Elma seçenler: Siz Elma seven birisiniz :)

Şeftali seçenler: Siz Şeftali  seven birisiniz :)

Çilek seçenler: Siz Çilek seven birisiniz :)

Portakal seçenler: Siz Portakal seven birisiniz :)

Muz seçenler: Siz Muz seven birisiniz :)

%100 doğruyu verir :)

Yok artık Çok şaşıracaksınız!

Forum sitelerini dolaşırken garip bir şeye rastladım yuh diyeceksiniz okuyunca !!!

-Tazmanya'da kadın ölen kocasının cinsel organını boynuna asmak zorunda!

-Guam'da bakirelerin evlenmesi yasak. Bunun için kızlar bekaretlerini para karşılığı bu işi yapan kişilere bozduruyor!

-Arizona'da patlak lastikli otomobil içinde sevişmek yasak. Kurala uymayan ön koltukta sevişen 50 dolar ödüyor

-Gine'de evli kadını baştan çıkaran adamın el ve ayak parmaklarından biri kesiliyor. Kesilen parça ilişkiye giren kadına yediriliyor!

-Guyana'da banyoda seks yaparken yakalanan çiftler önce boyanıyor, sonra da bir eşeğin arkasına bağlanarak şehirde gezdiriliyor!..

-Colombia'da gelinin annesi gerdeğe giren çiftin yatağının kenarına oturarak ilk ilişkiye şahitlik ediyor!..

-Hindistan'da evlere gündeliğe gelen kadınlar evdeki bekar gencin seksüel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda.

-Laos'ta kadınların ayakları en erotik bölge kabul ediliyor. Bu nedenle kadınların ayaklarını göstermesi yasak.

-Tayvan'da damadın akrabası ya da arkadaşı gelinin bekaretini alıyor., Gerekçesi; "Damat böyle sıkıcı bir işle zaman kaybetmesin!"


-Liverpool'daki dükkanlar çocuklar vitrini seyrederken kadın vitrin mankenini soyamaz ya da giydiremez!.

-Amboyna adasında ürünün az olacağı belirlenirse erkeklerin güneş batımında çıplak olarak tarlaya gidip ekinlerin arasında masturbasyon yapmaları gerekiyor!!!
Sitenizi Ekleyin!
Image Hosted by ImageShack.us