Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

eMreblog

Yazılar

FOTOSENTEZ ve KEMOSENTEZ

FOTOSENTEZ ve KEMOSENTEZ

FOTOSENTEZ
Yeşil bitkilerin havadan aldıkları CO2 yi topraktan aldıkları su ile birleştirip glikoz yapmaları ve oksijen vermeleri olayına fotosentez denir. Olay sadece klorofilli hücrelerde ve ışıklı ortamlarda gerçekleşir.

A. FOTOSENTEZ REAKSİYONLARI
Bu reaksiyonlar iki kademeden oluşur. Birinci kademede ışık kullanılarak, ikinci kademe için gerekli olan ATP ve NADPH2 ler üretilir.



1. Işıklı Devre Reaksiyonları
Bu devre kloroplastın zar katmanları içinde yani granalar’da gerçekleşir. Işık mutlaka gereklidir ve iki şekilde meydana gelir.
Devirli fotofosforilasyonda; sadece 2 ATP sentezlenir. Herhangi bir madde tüketimi görülmez. Elektronlar aynı klorofile geri döner.
Devirsiz fotofosforilasyonda; hem klorofil-a hem de klorofil-b görev yapar. H2O parçalanır (fotoliz olayı). Devirsiz fotofosforilasyonda bir defa elektronların aktarılması sonucunda 1 ATP, 2 NADPH2 ve 1 O2 molekülü oluşur.

2. Karanlık Devre
Işığın kullanılmadığı, enzimatik reaksiyonlar evresidir. Bundan dolayı karanlık devre denir. Ama olayları yine ışıklı ortamda olur. Çünkü ışıklı devreye bağlıdır.
Kloroplastın sıvı kısmında gerçekleşen bir karbon döngüsüdür. Işıklı devreden getirilen hidrojenlerle CO2 indirgenir ve organik bileşikler sentezlenir. Gerekli aktivasyon enerjisi ise, yine ışıklı devreden gelen ATP lerle sağlanır.
Karanlık devre reaksiyonlarında mutlaka CO2 gerekli olup, bu safha sıcaklık değişmelerine karşı hassastır. Çünkü enzimler katalizör olarak görev yapar.
Bir molekül glikozun sentezlenebilmesi için 6 molekül CO2 nin tutulması gerekir. 1 CO2 için 3 ATP ve 2 NADPH2 gerekli olduğuna göre; 1 glikoz için 18 ATP ve 12 NADPH2 gerekir. Bunun için ise, ışıklı devre olaylarının 6 defa tekrarlanması gerekir.

B. FOTOSENTEZ HIZINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1. Dış Faktörler
a. Işık Şiddeti : Karanlık ortamda bitki klorofil taşısa bile fotosentez yapamaz. Işık seven bitkilerin fotosentezi ışık şiddeti arttıkça artar, gölge bitkilerinde de ışık şiddeti arttıkça fotosentez hızı biraz artar, ancak ışık bitkilerine oranla artış daha azdır.
b. Işığın Dalga Boyu : Beyaz ışık birden fazla ışığın birleşmesi sonucunda oluşur. Bitkiler ışığın bazı dalga boylarını emerken (soğururken) bazılarını yansıtırlar. Fotosentezde en çok kırmızı ve mor ışık, en az ise yeşil ışık soğrulur.
c. Ortamın Sıcaklığı : Fotosentez enzimler sayesinde gerçekleştirilir. Proteinler ısıdan etkilenirler. Bundan dolayı fotosentez sıcaklıktan enzimler gibi etkilenir.
d. CO2 Yoğunluğu : Bitkilerde CO2 yi devreye sokan fotosentez enzimleridir. Enzimlerin hız kapasitesi sabittir. Bundan dolayı CO2 miktarı arttıkça fotosentez hızı artar, fakat belli bir noktadan sonra sabit kalır.
e. Mineral Tuzlar
Mg : Klorofilin yapısında olduğundan dolayı çok fazla olması fotosentezi hızlandırır.
P ve Ca : Enzimleri aktive ettiklerinden dolayı bunların artması fotosentezi hızlandırır.
Fe : ETS elemanlarının yapısına girdiğinden ve klorofil sentezinin ara reaksiyonlarında kullanıldığından dolayı demirin çok olması fotosentezi hızlandırır.
Ayrıca; amino asit, vitamin ve organik baz gibi moleküllerin sentezinde mineraller harcandığı için, yetersiz mineral ortamında bitki gelişmesi yavaşlar.

2. Kalıtsal Faktörler
Bitkinin yaprak genişliği ve kalınlığı, yaprak sayısı, stomaların sayısı ve sıklığı, kutikula tabakasının kalınlığı, sitoplazmanın su miktarı, kloroplast sayısı ve enzimatik etkenlerdir.


KEMOSENTEZ
Bazı bakterilerin klorofil gibi yapıları bulunmadığından güneş enerjisinden faydalanamazlar. Dışarıdan organik besin de almazlar.
Bu organizmalar yaşadıkları ortamdaki inorganik maddeleri oksitleyerek enerji kazanırlar.
NH3 + O2 ® NO2(Nitrit) + H2O + K.cal. (Enerji Eldesi)
Bu enerjiyi su ve karbondioksitin birleştirilmesinde kullanır, kendilerine lazım olan organik besin maddelerini yaparlar veya doğrudan ATP sentezlerler. İşte kimyasal enerjiden faydalanarak organik besinler yapılması olayına kemosentez adı verilir.
Her türün oksitlediği madde farklı olabilir. Buna göre bakteri isimleri oluşturulmuştur. En çok oksitlenen maddeler, NH3, S, H2S, NO2, N2 dir.
H2O + CO2 + K.cal. ® Glikoz + O2 (Besin Sentezi)
ADP + Pi + K.cal. ® ATP + H2O (Kemosentetik Fosf.)
Bu tür bakteriler yaşadıkları ekosisteme oksijen bakımından katkıda bulunmazlar. Çünkü ürettikleri kadarını tüketirler

Mendel kuralları ve çaprazlamalar

ÇAPRAZLAMALAR ve MENDEL KURALLARI

Bir canlının erkek üreme hücreleri (sperm veya polen) ile diğer bir canlının yumurtalarının birleştirilmesine çaprazlama denir.

A. ÇAPRAZLAMALARIN ELEMANLARI
P : Çaprazlanacak anne ve babanın (ebeveynlerin) genotipini ifade eder.
G : Anne ve babadan meydana gelebilecek gamet çeşitlerini gösterir. Gametlerin sayıları değil, çeşitleri önemlidir.
F1 dölü : Dişi ve erkek gamet çeşitlerinin birleşmesiyle oluşabilecek ilk dölün (neslin) genotip ve fenotip çeşitlerini ifade eder.
F2 dölü : F1 dölünde elde edilen dişi ve erkek bireylerin çaprazlanmasıyla oluşacak ikinci dölü (nesli) ifade eder.
Kendileşme : Belli bir genotipe sahip dişinin kendisiyle aynı genotipte bir erkekle çaprazlanmasıdır.
Arı Döl (Saf Döl) : Genotip olarak homozigot olup, kendileştirildiğinde her zaman aynı genotipte ve fenotipte bireyler oluşturan canlılara arı döl denir.

B. BİR KARAKTERLİ (MONOHİBRİT) ÇAPRAZLAMALAR
Bir türün sadece bir karekteri üzerinde çaprazlamalar yapmaya denir.
Arı döl yeşil tohumlu bir bezelye ile yine arı döl sarı tohumlu başka bir bezelyeyi çaprazlayalım.


İki homozigot canlının çaprazlanmasıyla ilgili size sorulan her soruya 1 cevabını verebilirsiniz.



Heterozigot durumda her bireyden iki çeşit gamet meydana gelir. Birinci yumurtanın iki çeşit polen ile birleşme ihtimali vardır. Daha sonra ikinci yumurta ele alınıp yine iki çeşit polen ile birleşme ihtimali yazılır. Oluşan dölde, Fenotip oranı = 3 : 1 dir. Bunun manası, 3'ü bir çeşitten, 1'i diğer çeşitten demektir. Diğer soruları da bunun gibi cevaplandırabiliriz. Genotip oranı = 1: 2: 1 , Fenotip çeşidi = 2, Genotip çeşidi = 3 tür.

C. İKİ KARAKTERLİ (DİHİBRİT) ÇAPRAZLAMALAR
Bu çaprazlamaları açıklayabilmek için, homozigot sarı ve düzgün bir bezelye ile yeşil ve buruşuk bir bezelyeyi çaprazlayalım;
(Sarı yeşile, Düzgünlük, buruşukluğa baskındır).


Daha önce de bahsettiğimiz gibi iki homozigot canlının çaprazlanmasıyla, bireylerden birer çeşit gamet ve bunların birleşmesiyle de sadece bir çeşit birey meydana gelmektedir. F1 dölünü kendi arasında çaprazlayıp F2 dölünü bulalım.


Oluşan bu ikinci döl için yukarıda belirttiğimiz soruları şöyle cevaplayabiliriz.
Fenotip Oranı : 9: 3: 3: 1 dir.

Fenotip çeşidi : 4 dür.
Genotip çeşidi : 3n = 32 = 9 dur.

Kendileşme çaprazlamalarında Genotip Çeşidi 3n formülüyle bulunur. n, heterozigot karakter sayısını belirtir.

Yukarıdaki oranlar, iki karakter heterozigot ve genler bağımsız olduğunda sabittir.
Bütün çaprazlamaları düzenli çaprazlamalar ve düzensiz çaprazlamalar olmak üzere iki ana grupta toplayabiliriz. Şimdi bunları bir tablo ile gösterelim.

Bütün hibrit çaprazlamalarında:
2n = fenotip çeşidi
3n = genotip çeşidi
4n = çaprazlama sonucu, oluşacak fert sayısını verir.
n = heterozigot karakter çeşidi.



Tabloda görüldüğü gibi eğer çaprazlamanız “homozigot x homozigot” ise size ne sorulursa 1 cevabını verebilirsiniz.
Şayet “heterozigot x heterozigot” şeklinde verilmiş ise tabloda gösterilen oranlar sabit olmaktadır.

MENDEL KURALLARI
  • Bağımsız Dağılış (Ayrılma) Prensibi : Bir karakteri kontrol eden iki gen gametler meydana gelirken, farklı gametlere giderler. Farklı karakterlerin genleri, birbirlerinden bağımsız olarak gametlere aktarılırlar. Buna “bağımsız dağılış” veya “ayrılma prensibi” denir.
  • İzotipi (Benzerlik) Prensibi : Mendel sarı ve yeşil iki farklı bezelyeyi çaprazladı ve F1 dölündeki bütün bireylerin aynı fenotipte olduğunu gördü ve buna benzerlik (izotipi) adını verdi.
  • Gizlilik – Baskınlık Prensibi : Mendel oğul döllerde anne veya babada olan bazı özelliklerin kaybolduğunu gözledi. Ama bu özelliklerin bir sonraki dölde ortaya çıktığını görünce, kaybolmadıklarını ama gizli kaldıklarını anladı. Birinci dölde gözlenemeyen özelliğe çekinik (gizli) özellik, kendini belli eden özelliğe ise baskın özellik adını verdi.

Tarihin Tasnifi (Sınıflandırılması)

Tarihin Tasnifi (Sınıflandırılması) 

TARİHİN TASNİFİ(SINIFLANDIRILMASI)
1)- Zamana Göre Sınıflandırma: (Örnek: Ortaçağ tarihi,15. yüzyıl tarihi gibi...)
2)- Mekana(Yer) Göre sınıflandırma: (Örnek:Türkiye Tarihi,Avrupa tarihi gibi...)
3)- Konuya Göre Sınıflandırma: (Örnek: Tıp Tarihi, Sanat tarihi gibi...)

TARİHİ NEDEN SINIFLANDIRIYORUZ?
Tarihi Zamana, Mekana ve Konuya göre sınıflandırmamızın nedeni öğrenmeyi,öğretmeyi,araştırmayı kolaylaştırmakdır.

TARİHİN YÖNTEMİ: Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular.
1)-KAYNAK ARAMA: Önce olayla ilgili kaynaklar aranır.
Kaynaklar 2'ye ayrılır:
1- Ana Kaynaklar(Birinci el kaynaklar): Olayın geçtiği döneme ait kaynaklardır.
2- İkinci El Kaynaklar: Ana kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan kaynaklardır. Ayrıca kaynakları YAZILI ve YAZISIZ kaynaklar diye de ikiye ayırabiliriz:
1- Yazılı Kaynaklar: Kitabeler, fermanlar, kanunlar, mahkeme kayıtları, noterlik yazıları, gazeteler, dergiler vb...
2- Yazısız(Sözlü) Kaynaklar: Evler, kaleler, tapınaklar, heykeller, silah, eşyalar, destanlar, efsaneler, fıkralar, atasözleri örf ve adetler vb...
2)- VERİLERİ TASNİF, TAHLİL VE TENKİT ETME:
a)- Tasnif(Sınıflandırma): Elde edilen bilgiler zamana, mekana ve konuya göre tasnif edilir.
b)- Tahlil(Analiz=İnceleme) : Kaynaklardan elde ettiğimiz bilgiler güvenilir mi? Karşılaştırma yapılarak bilgiler bu yönde incelenir.
c)- Tenkit(Eleştiri): Elde edilen bilgilerin işe yarayıp yaramadığı, hangi bilgilerin kullanılacağı belirlenir.
3)- SENTEZ(BİRLEŞTİRME): Kaynaklardan elde edilen bilgiler düzenlenerek yazılması safhasıdır.

Öğüt verici sözler

Öğüt verici sözler 

Öğüt verici sözler

Emânete ihânet etmeyin...
Hâlinizden şikâyet etmeyin...
Büyüğünüze emretmeyin...
Boş şeylerde ısrar etmeyin...
Câhillerle sohbet etmeyin...
Nefesinizi boşa tüketmeyin...
İnsanları bekletmeyin...
Etrafınızı kirletmeyin...
Hayatınızı mahvetmeyin...
Kimseye minnet etmeyin.
İnsanları yüzüne karşı methetmeyin...
Kimseye küfretmeyin...
Kötülüğe meyil etmeyin...
Malınızı boşa sarf etmeyin...
Sırrınızı açık etmeyin...
Her şeyi merak etmeyin...
Suçunuzu inkâr etmeyin...
Şerefinizi kaybetmeyin...
Vatanınızı terk etmeyin...

İyiliğe niyet edin...
Büyüklere hürmet edin...
Sıkıntıya sabredin...
Aza kanaât edin...
Sözünüzde
sebat edin...
Bildiğinizle amel edin...
Hatanızı kabûl edin...
Yaramaz ise def edin...
Varken tasarruf edin...
Âlimlerle sohbet edin...
Nefsinizle inat edin...
Sofranıza dâvet edin...
Zararlıysa men edin...
Seviyorsanız ifâde edin...
Kalbleri fethedin...
Misâfire ikram edin...
Muhtâca yardım edin...
Bilseniz de istişare edin...
Tehlikeye dikkat edin...
Hakkı teslim edin...
Unutacaksanız kaydedin...
Esirgemeyin lûtfedin...
Gariplere merhamet edin...
Kazanmaya gayret edin...
Çalışanı takdir edin...
Başarıyı tebrik edin...
Mâzereti kabûl edin...
Her an tevekkül edin...
Hastaları ziyâret edin...
Çocuğunuzu terbiye edin...
Herkese tebessüm edin...
Güvenseniz de kontrol edin...
İnanmayana
ispat edin...
Fakirleri gözetin...
Hayır için sarf edin...

Gözün Bölümleri

Gözün Bölümleri 

Gözlerimizin bölümleri hakkında detaylı bilgiler;
Kornea:
Gözün en ön kısmında yer alır.Bombeli ,saydam ve damarsız bir dokudur.Görevi ,ışığı odaklamak ve gözü dış etkenlerden korumaktır. Yaklaşık yarım mm kalınlığında 12 mm çapındadır.Korneanın ön yüzeyi ; gözün temel kırıcı bileşenidir.Gözün diğer kırıcı bileşeni lenstir.Görme eylemi görev dağılım listesine göre:her iki tabaka da ; göze giren ışık ışınlarının retinada (gözün sinir tabakası) net bir görüntü oluşturacak şekilde kırılmasından sorumludurlar.Ama bu konuda korneaya daha çok iş düşer.
Korneanın ışık ışınlarını az kırması hipermetrop,çok kırması miyop,her yönde eşit kırması astigmat denen kırma kusurlarına neden olur.
Kornea ışığın net bir şekilde kırınımı için, saydam olmak zorundadır.Bu nedenle yapısında kan damarları içermez.Korneanın oksijenlenmesini ve beslenmesini dışta gözyaşı salgısı,içte ise göz içi sıvısı(vitre) sağlar.Kornea, yapısında bir çok sinir lifi içerir ve dış etkenlere karşı çok hassastır. Sinir lifleri, göz kırpma refleksi ve destekleyici özellikleri ile korneanın sağlığını korur ve devamını sağlar. Kornea embriyolojik olarak saçlarımız, tırnaklarımız ve derimiz gibi ektoderm kökenlidir, bu nedenle sürekli olarak yenilenir.
Kornea saydamlığını yitirirse,gözün görme işlevi bozulur.Cisimleri algılamaz,sadece ışığı ,hareketleri fark edebilir.Bu durum, kornea naklini gerektirir.Kornea naklinde;saydamlığını kaybeden kısım, daire şeklinde kesilerek çıkarılır.Yerine kadavra gözünden alınmış parça yerleştirilir.Gözün tamamının nakli tıbben mümkün değildir

İris:
Gözün ön bölümünde yer alan korneanın hemen arkasında bulunur.Göze rengini veren damarsal tabakadır. Gözün rengi iristeki kromatofor hücrelerdeki pigment (renkli tanecikler) ile sağlanır. Pigment miktarı az ise göz açık renkli, fazla ise göz koyu renkli olacaktır. Bebeklerin irisindeki pigment miktarı daima az olduğu için gözleri açık renklidir.Yapısındaki kaslarla kasılıp gevşemesi ,irisin ortasında bulunan ve gözbebeği(pupilla) denilen boşluğun, büyüyüp küçülmesini sağlar.Işığın az ya da çok olmasına göre genişleyip büzülen bu boşluk, yani gözbebeği ; bu özelliğiyle,fotoğraf makinelerinde ki diyafram gibi göze giren ışık ışınlarını dengeler.

Lens(mercek):
İris ve pupillanın(gözbebeği) arkasında 4-5mm kalınlığında,9 mm çapında şeffaf,ince kenarlı dairesel bir mercektir.Damarsız bir yapıdır.Jel kıvamında kristal gibi bir maddedir.Bu yüzden ”göz billuru”diye de adlandırılır.Yeni doğan ve çocuklarda yumuşak olan mercek,yaş ilerledikçe katılaşır.Korneadan sonra,göze giren ışık ışınlarını ikinci kez kıran tabakadır.Korneadan farkı ; uzak ve yakın her mesafedeki cismi net görebilmemiz için; lensin kırıcılığının esnek bir yapıya, yani zoom özelliğine sahip olmasıdır.

Retina:
Gözün arka duvarını kaplayan sinir tabakasıdır.Görmeyi sağlayan kısım burasıdır.Göze giren ışık ışınlarının , odaklaşmasıyla oluşan görüntüyü; elektriksel sinyallere çevirip, hassas hücreleri vasıtasıyla göz sinirine iletir.Retinanın ikicins hassas hücresi vardır: Koniler ve batoneler (basiller). Bir gözde 5 milyon koni, 120 milyon basil bulunur.Koniler gündüz görmeyi, renk ve şekil görmeyi sağlarken, basiller alaca karanlıkta ve etrafı görmeyi sağlar.

Optik sinir (göz siniri):
Görme siniri, göz içindeki ,retinanın hassas hücrelerinden başlar. Sağ ve soldan gelen sinir birleşir ve liflerin yarısı çapraz yaparak yine iki ayrı sinir halinde sağ ve sol arka beyindeki görme merkezine ulaşırlar.Ve görme eylemi gerçekleşir.

Makula:
Makula gözün arkasında yer alan ve detayları görmemizi sağlayan bir bölgedir.Makula sayesinde okuyabilir ya da iğneden iplik geçirebiliriz.

Vitreus(aköz):
Vitre, gözün içini doldurur. Şeffaf olan bu sıvı yumurta akı kıvamındadır. % 99?u su, % 1′i proteindir ve hacmi 3,9 cm3 kadardır.Sliar cisimde üretilir.

Gözyaşı kanalları:
Gözyaşı pınarından sonra, hem üst hem de alt göz kapağında iç kenara yakın yerleşmiş küçük deliklerle başlayan kanalcıklar gözyaşı kesesine açılır.Buradan da burun boşluğunun alt açıklığına ulaşır.

Gözyaşı bezi:
Gözyaşının üretildiği küçük boyutlu bir bezdir. Orbitanın (göz çukurunun)üst dış kısmında yerleşir. Burada üretilen gözyaşı; bezin boşaltım kanalcıkları ile üst göz kapağında bulunan konjunktiva kesesine akar. Buradan da göz kapaklarının kesiştiği iç yanda yer alan gözyaşı pınarına gelir.
Gözyaşı :
Gözyaşı,saydam bir tabaka olan korneayı düzgün hale getirir.Hücreleri besler. Mekanik olarak yıkama yapar ve içindeki mikrop öldürücü maddeler yardımıyla biyolojik temizlik yapar.Gözyaşının fonksiyonlarından biri konjonktivayı nemli tutmaktır. Diğer bir fonksiyonu da , konjonktiva kesesine birikmiş küçük partikülleri, göz küresi boyunca dıştan içe doğru sürükleyerek gözün iç kısmındaki kanallara taşımaktır. Bu fonksiyonlarını yerine getiren gözyaşı,göz kapaklarının iç kısımlarındaki deliklerden,küçük kanallar vasıtasıyla,burun kökündeki gözyaşı kesesine dökülür. Buradan da küçük bir kanalla burun boşluğuna akar.
Fazla göz yaşı yanaklara doğru taşar (ağlama esnasında). Yaşın ilerlemesi ile birlikte, konjonktiva incelir ve kurur. Bu durum konjonktivanın iltihaplanması ve kan damarlarının genişlemesine neden olur.

Gözün dış kasları:
Gözün dış kasları, altı adettir. Gözün içe, dışa, aşağı, yukarı, aşağı içe ve dönme hareketlerini sağlarlar. Göz kasları arasındaki dengesizlikten şaşılık meydana gelir.
Göz kapakları:
Gözü dış ortamdan koruyan bölümdür.Göz kapaklarının dış yüzünü ince deri, iç yüzünü konjonktiva örter.Kapakları açan ve kapatan adaleler vardır. Bu adeleler kırpma refleksiyle kapağın periyodik hareketini sağlar.Kapak kenarlarında kirpikler bulunur. Kirpikler, üst kapakta 150, alt kapakta 75 adet kadardır. Diplerinde yağ ve ter bezleri bulunur.

Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı gibi, göz, muazzam bir yapıya sahip, çok kıymetli bir organımızdır,nazik oluşuna uygun olarak iyi korunmuştur

Sayıların Tarihi

Sayıların Tarihi 

Tarihte uzun zaman önce sayıları kendinde, kendi başına tasarlayamayan insan, henüz sayı saymayı bilmiyordu.Olsa olsa teki, çifti ve çoku tasarlayabiliyordu.Ruhbişlimcilerin ve budunbilimiclerin çalışmaları, kargadan başlayıp bebekten, Pigmeden ya da Fuegoludan geçip uygar insana giden gözlemlere dayanarak insanın sayı algısına ilişkin temel ilkenin ortaya konmasını sağlamıştır.

•   Hiçbir öğrenim görmemiş yetişkin bir insanın sayı algısı ancak 1’den 4’e kadardır.
Ameriaka’nın Asya’nın ve Afrikanın dillerinde “sayı adları” olarak bir, iki ve çoktan başkası bulunmayan ama yinede birebir uygunluğu bilen kimi çağdaş insan

•   Ağaç kertme

•   Çakılları,çomakları üst üste yığma ya da yan yana dizme yolunu kullanıyorlar.

TARİHİN İLK RAKAMLARI

Bir gün birkaç saymanın aklına sıradan çakılların yerine uzlaşıma dayalı biçimler taşıyan,

•   Farklı boylarda
•   Pişmemiş topraktan yapılmış nesneleri koyma fikri geldi.
Nesnenin boyutu ve biçimi onu bir sayılama dizgesinin basamaklarından birinin karşılığı yapacaktı.

   Birler basamağı için; Bir çubuk
   Onlar basamağı için; bir Bilya
   Yüzler basamağı için; Bir küre

Bir gün topun kili üzerinde topun içine konan nesneleri simgeleştirme fikri insanların akıllarına geldi

   Küçük bir koni                               küçük bir kertikle
   Bir bilya                                         küçük bir yuvarlak delikle
   Büyük bir koni                               kalın bir kertikle
   Bir küre                                          bir daireyle betimlendi

Transformers: The Game

Transformers: The Game

Mitolojik çağlardaki Titan'lardan bu yana, devasa varlıklar insanlara hep çekici gelmiştir. Modern çağların mitolojisi sayılabilecek, çizgi roman ve filmler de ise bu adet hala devam ediyor. Voltran, Transformers ve Robotech, bir biri ardına yapılan bu üç devasa robot hikayeleri, dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip. Bunlar içersinde özellikle Transformers, günümüz dünyasına ve yaşam şeklimize uyum sağlayışıyla, daha fazla ilgi çekmişti. Şimdi, ise Stephen Speilberg ve gençken çizgi filmin hayranı olan Michael Bay'in elinden, bu robot efsanesi beyaz perdeye aktarıldı. Filmin konusuyla yer yer paralel giden Transformers The Game'de bilgisayarlarda yer edinmeye hazır...


Cybertron adlı gezegen teknolojik ve kültürel olarak, dünyamızdan milyonlarca yıl ileridedir. Burada sadece makineler ve robotlar yaşar. Bin yıl önce, buradaki en baskın iki ırk iyiliğin koruyucusu Autobotlar ve sadece yıkım isteyen Decepticonlar Allspark adlı bir cihaz için savaşa tutulurlar. Allspark, tüm mekanik cihazları canlandırabilecek bir güce sahiptir. Transformers'larında yaşamlarının kaynağı yine bu cihazdır.


 

Decepticon lideri Megatron bu cihazı kullanıp, Cyberton'u ele geçirmek ister, Autobot lideri Optimus Prime ise, en büyük düşmanının bu hayalini engellemeye çalışır. Uzun süren bir savaş sonucunda, Cybertron'da harap olmuş, gezegendeki yaşam kaynaklarının hepsi tükenmiştir. Optimus ise çareyi, Allspark'ı alıp gezegenden kaçmakta bulur. Bu cihaz dünyaya düşer. Dünyamız bu büyüklükte bir savaşa hazır değildir, ancak Megatron için bu kadar ilkel bir gezegenle karşılaşmak büyük bir şanstır. Decepticonlar Allspark'ı bulmak için dünyayı işgale başlar. Autobot ise ne pahasına olsa, ilkel insan yaşam formunu korumak için dünyamıza gelir.


İyiyle kötünün mekanik savaşı


Oyun tam bu noktada bize kontrolü bırakıyor. İki ırkta tıpkı çizgi filmde olduğu gibi, dünya koşullarına daha iyi ayak uydurabilmek için, günümüz araçlarını incelemeye başlarlar. Her biri, araba, uçak, helikopter gibi cihazlara dönüşmeye başlar. Transformers'ın özünü oluşturan değişim de zaten budur. Tranformers The Game’i açtığımız zaman, bizi müthiş bir animasyon karşılıyor. Hem genel olarak konuyu anlatıyor hem de karşılaşacağımız şeyleri görüyoruz. Oyunun animasyon kalitesi çok iyi olmuş. Görevler sıradanda karşımıza çıkan bu animasyonlar, en az filmin kendisi kadar kaliteli. Ana menüden bu iki ırktan birini seçerek oyuna başlıyoruz. İki taraf içinde ilk bölüm, eğitim amaçlı düzenlenmiş. Bir çok oyundaki gibi konuya salt iyilerin gözünden bakmaktansa, iki tarafı da kontrol etmek güzel bir detay olmuş.

transformers

 


Transformers The Game'de bir çok film oyunu gibi, bize devasa bir harita üzerinde istediğimiz gibi dolaşma imkanı sağlıyor. Tek bir tuşla istersek araç halimize, istersek de robot halimize dönüşüyoruz. Eğer Autobotları seçersek, görevimiz insanları korumak, etrafta olay çıkartan Decepticonları engellemek. Decepticonlarda ise tek görev önümüze geleni yıkmak. Özellikle bu ırk bol bol stres atmanızı sağlayabilir. Autobotlar'da insanları ve etrafı korumaya çalışıyoruz ama bir bina kadar boyu olan robotlarla bunu yapmak çok zor. İster istemez iki devasa robot bir biriyle karşılaşınca, çevreye büyük zarar veriyoruz.


Haritada yapmamız gereken bir görev olduğu zaman, o alan yeşil renkle gösteriliyor. Oraya gidince, önce senaryoyu devam ettiren bir video daha sonra ise yapmamız gereken görevler karşımıza çıkıyor. Dövüş sistemi gayet iyi ayarlanmış, savaşmak için hafif ve ağır silahlarımız, koruma kalkanımız ve en eski silah olan yumruklarımız var. Transformers: The Game'deki robot dövüşleri, gerçekten onlarca tonluk iki makinenin dövüş hissini veriyor. Etraftan ağaç ya da telefon direği kopartıp, düşmanımıza saldırabiliyoruz. 120 KM hızla giderken birden devasa robotlara dönüşen araçları gören insanlar, etrafta çığlık çığlığa koşuşturmaya başlıyor. Bir anda etrafımız, polisler ve ambulanslarla dolup taşıyor. O anki kaos ortamı çok iyi yansıtılmış. Düşman iki robot var gücüyle bir birine saldırırken, etraftaki binalar, kağıttan desteler gibi yıkılıyor. Türevi birçok oyundaki, şirin yıkım efektleri yerine, yapımcılar bu iş üzerinde uğraşmış. Gerçekten binayı yıkığınız hissine kapılıyorsunuz.


Kuralları boş verin


Düşmanı görünce, hedef göstergemiz, otomatik olarak ona kilitleniyor. Daha önce filmlerde gördüğümüz bu özelliği yaşamak hoş bir detay olmuş. En güzel özellik ise Tranformers robotlarımız trafik sorununa kesin çözüm olmuş. Trafik sıkıştı mı ya da yanlış yola girdik mi, araç halinden robot haline geçerek, binalara tırmanabiliyoruz, ya da etraftaki araçları sağa sola fırlatıp, trafik stressinden kurtuluyoruz.



Grafikler günümüz şartlarına göre iyi bir halde, seslere ise özen gösterilmiş. Ancak araç kontrollerinin çok zor olması, onlara alışana kadar sizi çileden çıkartacak. Neyse ki, günlük yaşamın stressinden uzaklaşmak için oyuna birçok alternatif yol konulmuş. Ana senaryoyu oynamaktan sıkılırsanız, etraftaki yarışlardan birine katılabiliyorsunuz. Ancak bunları oynanabilir hale getirebilmek için, etrafta bulunan enerji küplerini toplamalısınız. Ana görevlerde başarı şeklimize göre bize ödüller veriliyor. Bu sayede oyunun içindeki gizli, devasa bonus arşivinden faydalanabiliyoruz. Bu arşivde, filmden, notlar, yapım aşamasıyla ilgili videolar ya da karakterlerin tasarımında kullanılan resimler bulunuyor. Transformers The Game klasik olacak bir oyun olmasa da, vaat ettiği eğlenceyi sonuna kadar veriyor. Hem büyük hem de küçük oyunculara hitap eden bir oynanışa sahip. Araçtan robota dönüşmek ve bir hikayeye iki farklı ırkın gözünden bakma esnekliği sayesinde, yazın en iyi oyunlarından biri olmuş. Eski Transformers fanatikleri ve yeni filmle birlikte bu robotlara merak salacaklar için kaçırılmaması gereken bir oyun.


transformers1

Künye
 
Platform:
 PC
Tür:
 Action
Multiplayer:
 Yok
Yayıncı:
 Activision
Yapımcı:
 Travellers Tales
Çıkış Tarihi:
 2007 Temmuz

Min. Sistem:
Windows XP/Vista, Pentium 4 2.0Ghz ve eşdeğeri, 256 MB RAM, (Vista için: 1GB), 4 GB HDD Alanı, 64 MB Geforce 4 Ti ve Radeon 8500 üzeri

Medieval II: Total War Kingdoms Açıklama

Medieval II: Total War Kingdoms

   

medieval2

Tarih severlere bir müjdemiz var. Tarihin derinliklerine ineceğiz birazdan. Medieval II: Total War'u duymayan kalmamıştır. Dünyanın en büyük oyun sitelerinde kimi zaman en iyi strateji oyunu kimi zamanda en iyi grafiklere sahip strateji oyunu seçildi. Hatta TrGamer Toplist'de neredeyse oyun piyasaya çıktığından beri her ayın birincisi olarak boy gösteriyor. Medieval II: Total War'nin ihtişamı oyun alemini titretirken ek paket Kingdoms duyuruldu. Duyurulmasından bu güne kadar oyun hakkında bilgiler birikmeye başladı bizde size güzel bir ön inceleme sunmaya karar verdik. Çıkan ek paketle Tarihe mercek tutuyoruz. Genel Ortaçağ bakış alanından çıkıp bölgelere iniyoruz. Peki tarihin derinliklerine inmeye hazırmısınız...


Dünya Tarihinden 4 Dilim Pasta

medieval21 


Bu güne kadar Medieval ve Medieval II'de tarihe göre Avrupa, Anadolu, Kuzey Afrika ve Kuzey Rusya bölgelerine hakim olmuş, merkezi güçleri yönettik. Örneğin Medieval II de Kutsal Topraklar diye adlandırdığımız bölgeye Mısırlılar sahipken Anadolu'ya Türkler hakimdi. Peki bu milletler buralara nasıl hakim oldular. Tarihte "ben de varım" diyebilecek güce nasıl ulaştılar bilmek istemez misiniz? Kingdoms ile bu soruya cevap bulurken aynı zamanda bulduğumuz cevabı yaşayacağız. Tarihi tarih yapan, dünyanın milletlerinin kaderlerini doğrudan etkileyen savaşların olduğu bölgelere mercek tutuyoruz şimdi. Anadolu ile Kutsal Topraklar, İskandinavya ile Baltık Denizi, Britanya ile İrlanda ve Orta Amerika. Bu bölgelerde hakimiyeti kurmaya çalışacağız.

 

Medieval II'ye ek olarak Kingdoms ile birlikte gelen ve göze batan özellikler şunlar: 4 yeni kampanya, 13 yeni devlet, özel komutanlar (Salahaddin Eyyubi, Herman Cortes vs. ) ile özel komuta güçleri, savaşta birden fazla orduyu komuta etme, komutanların kurabildiği garnizonları kale haline getirebilme, yeni görevler, yeni tarihi olaylar, hotseat sayesinde çok oyuncu(multiplaye) ile strateji haritasında oynayabilme, araziye göre kale tipleri ve yaklaşık 150 yeni birim. Yazarken bile heyecan içerisinde olduğum bu özellikler Total War oyunlarının kusursuzluğa yaklaştığını gösteren en büyük kanıtlardır.

Britanya


medieval23 


Britanya adası ve çevresine gözünü dikmiş merkezi otoriteyi sağlamaya çalışan İngiltere, İrlanda, İskoçya, Galler ve Norveç lordlarını yöneteceğiz. İngilizler adada herkese gücünü gösterirken Galler ve İrlandalılar, İngilizlerin güçlenmesini engellemeye çalışacak. İskoçlar kuzeyden akınlar yapacak. Norveçliler ise adadaki bu çekişmeyi fırsat bilip, adayı işgale gelecek. İşte tam bu durumda 5 ülke arasındaki Britanya paylaşmazını çözmeye çalışacağız.


Amerika

 

 

Aztekler, Mayalar, Apaçhi Kabileleri, Çiçimeka, Tlaxkalanlar ve Taraskanlar kendi aralarında gül gibi geçinirken İspanyolların ateşli silahlarla adayı işgal etmesi ile kardeş kardeşi vurur. İspanyollar herkese saldırır ve Amerikan yerlilerin arasının açılmasına neden olur. Yeni kıtada keşif edilecek bir sürü şey vardır. İspanyollar bu keşifleri yaparken bir yandan yerlileri ezmektedir. Bunun dışında bilinmeyen güzellikleri elde etmek için gelen Fransız ve İngilizlerle de uğraşmak zorunda kalan yerliler çok zor durumdadır. Bizde oyunda bu hüzünün bir parçası olcağız.


Teton Seferleri

 

Kuzey Avrupa'da Hristiyanlık ve Paganizm çatışması başlamış. Bu duruma dur demek içim başlatılan Haçlı seferine savaşçı bir Hristiyan tarikatı olan Teton Şovalyeleri öncülük eder. Dinlerine sıkı sıkıya bağlı Litvanyalılar savunmaya geçerler. Danimarkalılar ise İskandinavya'da birlik arayışındadırlar. Tetonlar ise önlerine kim çıkarsa çıksın amaçlarının dışına çıkarak gaddarlaşırlar etrafı yakıp yıkarlar. Tetonik Tarikatı, Lituanya, Danimarka, Novgorod, Polonya ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu arasında kalan Kuzey Avrupa savaşlarla yıpranır. Bu bölgelere barış getirmeye çalışacağız.

Haçlı Seferleri

 

Zenginlik içindeki İslam alemine gözünü diken Roma, Papa'nın çağrısı ile başlayan seferlere milyonlarca Hristiyan katılır ve İslam coğrafyasına sefere başlarlar. Bizans dahil olmak üzere Avrupa’da oluşturulan karma ve büyük bir orduya direnen Selçuklu Türkleri çok yıpranır. Mezhep sorunu yaşayan Araplar birbirlerine zarar verirler. Bu durumda Haçlılar Kutsal Toprakları birer birer ele geçirir. Kudüs ve Antakya prensliklerini kurarlar. İslam birlik içinde olmalı ve en başından beri kendilerine ait olan toprakları geri almalılardır. Bizde bu birliği kurup, Kutsal Toprakları ya İslam’ın elinde yada Hıristiyanların savunmasında tutacağız.


Kırık Kılıç

 

Bölgelerin güç dengelerini gördük. Bizleri zorlu savaşlar ve anlaşmalar bekliyor. Oyunda teknik olarak yeniliklerin yanında gene aynı grafiklerde ama daha detaylandırılmış görüntüler bizleri mutlu edecek gibi. Resimlerden anlaşılabileceği gibi birimler daha detaylı. Ek paketlerde grafiksel olarak bir beklenti içerisinde olmak zaten yanlış olur. Bunun dışında Total War'cıların arasında konuşulanlar, oyuna eklenen tarihi karakterler. Belli başlı her milletin birer Komutanı(hero) var. Fakat duyumlarımıza göre Türkler'in yokmuş ve Total War Türkiye'den yetkili arkadaşlar bu duruma etki etmeye çalışıyorlarmış Umarım başarılı olurlar çünkü böyle bir eksik hele ki Türkler'de çok büyük bir eksiklik olur. Eksiklikten öte tarihe saygısızlıktır. Çünkü Kılıç Arslan sayesinde haçlılar ordularının yarısını kaybettiler. Bu gibi tercihlerin oyunu oynayan kitlenin hoşnut kalması için yapıldığı açık.

Fakat bu gibi global oyunların objektif bir şekilde yapılması bir zorunluluktur. Oyunun Türkiye'de hatrı sayılır bir kitlesi olsaydı bu uğraşlara gerek kalmayacaktı diye düşünüyorum. Buna rağmen oyun oynamaya değer. Oyunun Eylül ayının başında çıkması bekleniyor.

Sega'nın dağıtımını üstlendiği ve Creative Assambly tarafından yapılan Medieval II: Total War Kingdoms bizi uzun süre meşgul edecek gibi. Total War hayran kitlesinin çıkardığı modifikasyonları düşünemiyorum bile. Oyun çıktığı zamanki incelemede görüşmek üzere. Total War oyunları bilgisayarımızda yüklüyken "bilgisayar başından kalkmak ya da kalkmamak" işte bütün mesele bu...

Demi Moore Öldü

dm64 Tüm kredi kartlarının yanısıra, ehliyet ve diğer kimlik belgelerindeki adını değiştiren yıldız "Artık Demi Moore öldü" dedi.


Moore, bundan böyle Hollwood'da üne kavuştuğu Moore soyadından vazgeçerek eşi Ashton Kutcher'ın soyadıyla anılmak istendiğini söyledi.


Geçen hafta tüm kredi kartlarının yanısıra, ehliyet ve diğer kimlik belgelerindeki soyadını Kuctcher olarak değiştiren ünlü yıldız "Artık Demi Moore öldü" diye konuştu.


In Touch dergisine konuyla ilgili açıklama yapan yıldız "Bundan böyle benimle ilgili haber yapmak isterseniz, lütfen adımı Demi Kutcher olarak yazın" dedi.


Gerçek adı Demetria Gene Guynes olan yıldız, Moore soyadını da ilk eşi Freddie Moore'dan almıştı.

Süper kamuflaj resimleri

Ayır Edebilene Aşk Olsun!







Sitenizi Ekleyin!
Image Hosted by ImageShack.us